Uzaya Çıkınca Genlerimiz Tuhaf Şeyler Yapıyor!

Mark ve Scott Kelly kardeşlerden daha önce de bahsetmiştik. Scott Kelly Uluslararası Uzay İstasyonu’nda bir yıla yakın süre yaşadı, bu arada kardeşi eski astronot Mark ise dünyadaydı. Tek yumurta ikizi kardeşlerin bu yaşam koşulları NASA’nın İkizler Çalışmasına olanak sağladı ve aynı genetik koda sahip olan kardeşler üzerinde, düşük yerçekimine uzun süre maruz kalmanın etkilerini inceleyebildiler. Scott Kelly gezegenimize döneli (ve boyu geçici de olsa 5 cm uzayalı) yaklaşık bir buçuk yıl oldu ve artık NASA, iki kardeş üzerinde yaptıkları çeşit çeşit analizin, tahlilin, araştırmanın sonuçlarını yayımlamaya başladı.

“Adamlar nelerle uğraşıyor, bir de bizim gündemimize bak!” diye dertlenmeden önce, neler bulduklarına bir bakalım. Mevzu şu: Scott’ın genleri, Dünya’daki kardeşinin genlerinden farklı davranmış. Yerçekimsiz ortamı yadırgamışlar zaar.

Çalışmanın ilk sonuçlarına göre, Scott’ın uzayda geçirdiği yıl, genlerin çalışmasından sorumlu olan DNA metilasyon oranını epey yükseltmiş. Metilasyonun, gen ifadesini düzenleyerek kanserden kalp hastalıklarına kadar birçok hastalığın gelişiminde büyük rol oynadığı düşünülüyor.

Basın bülteninde, çalışmanın baş araştırmacısı Chris Mason, “Uzaydaki gen ifadesine baktığımızda gördüğümüz en heyecan verici şeylerden biri, insan bedeni uzaya çıkar çıkmaz havai fişeklerin havaya yükselmesi gibi bir patlama görmemizdi,” demiş. “Bu çalışmayla, binlerce genin nasıl açılıp kapandığını ve değiştiğini gördük. Bu durum, astronot uzaya çıkar çıkmaz gerçekleşiyor ve bazı etkinlikler Dünya’ya döndükten sonra da geçici bir süre için devam ediyor.”

Scott’ın, çalışmanın bir parçası olarak Uluslararası Uzay İstasyonu’nda sıfır yer çekimli ortamda bir yıl geçirdiğini zaten söylemiştik. Eh tabii kardeşi Mark da burada ayaklarını uzatıp oturmamış. Ben olsam emekli olur, Ege’de bir sahil kasabasına yerleşirdim ama Mark bir yazar, siyasi aktivist ve havacılık ve uzay konularında danışman olarak günlük hayatına devam etmiş. Bu süre boyunca boş durmayan ve Kelly kardeşlerin genlerinin birbirinin aynısı olmasını fırsat bilen İkizler Çalışması her iki kardeşin genlerinde, çevresel faktörlerle oluşan küçük değişimleri izleyerek uzun süreli uzay uçuşlarının uzun vadeli etkilerinin araştırılmasına büyük katkı sağladı.

Son bir yıl içerisinde NASA, İkizler Çalışmasını oluşturan on araştırma projesinin etkileyici ilk sonuçlarından bazılarını yayımladı. Örneğin, bu araştırmaların birinde Scott’ın telomerlerinin (Türkçesi şöyle: DNA iplikçiklerinin uçlarını koruyan kapakçıklar) Mark’ınkilerden daha uzun olduğu görülmüş ve araştırmacılar epey şaşırmışlar. Daha önce yapılan bir araştırma, uzun telomerlerin yaşla ilintili daha az sorun anlamına geldiğini gösteriyormuş. Demek ki uzaya çıkarsak telomerlerimiz uzuyor ve böylece yanlarımızın ağrıması, yürürken ııııhh’lamak ve “Ben gençken…” diye başlayan cümleler kurmak konusunda yaşıtlarımıza göre daha iyi durumda oluyoruz. Şahane!

Scott artık uzay uçuşundan önceki boyuna geri dönmüş olsa da, bir yıl boyunca uzayda sürüklenmenin bedeninde daha birçok görünmez değişime yol açtığı kesin. Scott’ın yaşadığı değişiklikleri inceleyip Mark’la karşılaştırmak Mars’a insanlı uçuş öncesinde gereken çok önemli bir adımı, uzun süreli uzay uçuşlarının insan bedenini nasıl etkilediğini anlamayı sağlayacak.

Chris Mason, “Bu çalışmanın insan biyolojisine dair en kapsamlı bakışı sunduğunu ve uzay yolculuğunun getirdiği moleküler riskleri anlamak için temel oluşturacağını, aynı zamanda bu genetik değişiklikleri korumanın ya da düzeltmenin yollarını bulacağını” söylüyor.

NASA’nın, İkizler Çalışmasının nihai sonuçlarını 2018 yılında yayımlaması bekleniyor.

Kaynak: astronomy.com
Çeviren: Mehmet Ali Özgündüz
Düzenleyen: Setenay Karaçay

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.