Ozon Tabakasını Kim Deliyorsa İtiraf Etsin, Vallahi Kızmayacağız!

1987 yılında imzalanan (Türkiye’nin de 1991’de dahil olduğu) Montreal Protokolü ile, birçok CFC gazının ve ozon tabakasına zarar veren diğer bazı gazların kullanımı uluslararası alanda kısıtlanmıştı. Böylece küresel ısınmanın yavaşlatılması ve ozon tabakasındaki hasarın iyileşmesi bekleniyordu. 90’larda çocuk olanlar, ozon tabakası delindi diye televizyonda kopan yaygarayı hatırlayacaktır. Ben kocaman siyah bir delik görme korkusuyla her gün gökyüzüne bakıyordum. Sonra bu protokol imzalandı, farklı yöntemlerle dünyaya zarar vermeye devam etsek de hiç olmazsa atmosferdeki sera gazları azaldı diye mutluyduk bir süredir.

Ancak… ABD’nin Ulusal Okyanus ve Atmosfer Teşkilatı’nda (NOAA) çalışan ve otuz yıldır atmosfer ölçümleri yapan bilim insanı Stephen Montzka, kullanımı Montreal Protokolüyle neredeyse tamamen kısıtlanan gazlardan biri olmasına rağmen atmosferdeki CFC-11 (Trikloroflorometan) emisyonunun 2012’den bu yana %25 arttığını söylüyor.

Montreal Protokolü gereği CFC-11’in üretiminin sıfıra çok yakın olması gerekiyor ancak artan emisyon oranı, bilim insanlarının birilerinin bir yerlerde kısıtlamaya karşı çıkarak bu kimyasalı ürettiğinden şüphelenmelerine neden olmuş. Bu üretimin kim tarafından ve nerede yapıldığı bilinmiyor; Hawaii’deki bir ABD gözlemevinde çalışan bilim insanları kaynağın Doğu Asya’da olduğunu düşünüyorlar ama söz konusu alanı daha fazla daraltmaları mümkün olmamış.

CFC-11’in bu artışına alternatif açıklamalar aransa da (eski binaların yıkımı ya da kazara üretim gibi) bunların artışı açıklayamadığı ve kanıtların yeni bir emisyon kaynağını işaret ettiği sonucuna varılmış.

Bakın, siz yaptıysanız söyleyin, gerçekten kızmayacağız!

Kaynak: Washington Post

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

0Shares