Siyanür ve Altının Ölümcül İlişkisi

Altın insanlık için özel, güzel, nadir ve değerli bir metal. Birçoğumuzu cezbediyor. Aynı zamanda kendisi bir soy metal. Kolay kolay reaksiyona girmez, oksidasyona ve korozyona dayanıklıdır. Siyanür ise bir karbon atomunun bir azot atomuna üçlü bağ yapmasıyla oluşan bir bileşik. Kendisini ikinci dünya savaşı filmlerinden hatırlarsınız. Nazi subaylarının intihar etmek için kullandığı ya da toplama kamplarında insanların katliamı için kullanılan, oldukça zehirli bir madde.

Peki altın gibi güzel bir metal ile siyanür gibi zehrin nasıl bir ilişkisi olabilir?

Altın soy metal olduğu için kolay kolay reaksiyona girmiyor demiştik. 1783’te, Carl Wilhelm Scheele adlı bir eczacı/kimyager, altının sulu siyanür çözeltisi içinde çözüldüğünü buluyor.

Ama bu iki maddenin gerçek ilişkisi, 1880’lerde Güney Afrika, Rand’da bulunan altın yatakları ile başlıyor. Güney Afrika’da bulunan altın, pirit cevheri içerisinde bulunuyor. Aptal altını olarak da bilinen pirit, altına çok benzeyen ama değersiz bir çeşit demir cevheri. O yıllarda bilinen hiçbir kimyasal işlem, altını piritten ayıramıyor. Ama altın çok da değerli, çıkarmamız lazım. Ne yapacağız, ne edelim derken John Stewart MacArthur ile Dr. Robert ve Dr. William Forrest kardeşler bir araya gelip Tennant firması için siyanür kullanarak altın çıkarma işlemini geliştiriyorlar. Adına da MacArthur-Forrest işlemi diyorlar. Bu beyefendiler, ufalanmış cevheri siyanür solüsyonu içinde süspansiyon halinde tutarak %96 saflıkta altın elde etmeyi başarıyorlar.

Altının çözünmesinin redoks reaksiyonu (en sevdiğiniz kimya dersi konusu) şöyle:

4 Au(s) + 8 NaCN(aq) + O2(g) + 2H2O(l)→ 4 Na[Au(CN)2](aq) + 4 NaOH(aq)

Peki bu işlem nasıl bir şey?

Altın cevheri, madenden öğütme makineleri ile çıkarılır. Flotasyon ya da santrifuj ile cevherin konsantrasyonu artırılır. Ardından su eklenerek bir tür çamur oluşturulur. İşte, su ile oluşturulan bu cevher çamuru, sodyum siyanür ve potasyum siyanür eklenmesine çok uygundur. Ancak bu karışım, toksik bir madde olan hidrojen siyanür bileşiğini oluşturabilir. Bunu engellemek için, karışıma kalsiyum hidroksit yada sodyum hidroksit eklenir.

Bu şekilde tanklarda bekleyen karışımda, altın siyanür ile bir çözelti içerisinde bileşik oluşturur. Sonraki adımda bu siyanür-altın çözeltisindeki altını CIP (Carbon in Pulp), elektroliz ve Merrill-Crowe prosesi gibi işlemlerle ayrıştırırız.

Güzel ve değerli altınımızı elde ettik. Ama bir de, içeriğinde yüksek miktarda siyanür içeren atık çamur var elimizde. Bu atık çamuru ne yapacağız? Madenlerde, bu atık çamur bir havzada biriktirilir. Yüksek miktarda siyanür içeren çamuru böyle bir havzada tutmak ne kadar güvenlidir peki? Sızıntı riski, havzayı oluşturan duvarların çökme riski gibi olaylar var. Böyle bir durum olursa doğaya siyanür dağılmasın diye, siyanürü daha az toksik olan siyanata çeviren bir işlem geliştirilmiş. Inco süreci ve Caro asit süreci ile siyanürü siyanata çeviriyoruz. Siyanat daha sonra karbonatlı bir bileşik ve amonyak oluşturuyor. Ama bu işlemlerle siyanürün tamamını siyanata çeviremiyoruz. Atık çamur içerisinde bir miktar serbest siyanür kalıyor. Ülkemizdeki meşhur altın madeninde böyle bir siyanür–siyanat çevrimi kullanılacak mı bilmiyoruz. Fakat tek tehlike siyanür değil. Çamur içerisindeki siyanür bu atık havuzundan yeraltı ve yerüstü sularına sürekli bir toksik madde ve cıva ağır metal sızıntısı oluyor.

Altın üretiminin %90’ı, bu siyanürlü yöntemle yapılıyor. Siyanür oldukça toksik olmasına rağmen çok kararlı bir bileşik değil. Siyanürün sulu çözeltileri güneş ışığı altında bozunur ve siyanat ile thio-siyanat oluşturur. Bu daha az toksik maddeler ise yıllarca doğada kalır. Altın madenciliğindeki meşhur siyanür kazalarında can kayıpları da yaşanmıştır. Sızıntı olduktan sonra insanları bu sudan içmeyin diye uyarabiliyoruz fakat bir nehre sızıntı yapan siyanür, aktığı yol boyunca önüne çıkan her canlıyı öldürür. Etkisi geçtikten sonra bölgede tekrar hayat oluşur ama inanılmaz büyüklükte hasar verebilir. Belli başlı siyanür kazalarının bir listesini yaptık.

Yıl Maden Ülke Olay
1985-91 Summitville [1] ABD Liç havuzundan sızıntı.
1980’lerden günümüze Ok Tedi [2] Papua Yeni Gine Kontrolsüz atık deşarjı.
1995 Omai [3] Guyana Atık havuz barajı çöktü.
1998 Kumtor [4] Kırgızistan Sodyum siyanür yüklü kamyon devrildi.
2000 Baia Mare [5] Romanya Atık barajı çöktü. (bu kaza, Çernobil’den sonra, Avrupa’daki en büyük doğa faciasıdır. Nehre 100 ton siyanür döküldü ve yaklaşık 500 km’lik akıntı boyunca tüm balıkları öldürdü.)
2000 Tolukuma [6] Papua Yeni Gine Maden şirketinin helikopterleri, siyanür kasalarını yağmur ormanlarına bıraktı.
2018 San Dimas [7] Meksika 200 litre siyanür çözeltisi Durango’daki Piaxtla Nehri’ne sızdı.

Neden 2019 yılında, hâlâ 1880’lerde bulunmuş bir yöntemi kullanıyoruz diye soracak olursanız… En ucuz ve en etkili yöntem bu. Sanırım o kadar ucuz ki yeni yöntem geliştirmek için uğraşmıyoruz bile.

Siyanürle altın çıkarmayı yasaklayan yok mu derseniz, o da var elbette. ABD’deki Montana ve Wisconsin eyaletleri, Çek Cumhuriyeti ve Macaristan’da siyanürle altın çıkarmak yasak. Çok ilginçtir, Avrupa birliği siyanürlü altın faaliyetlerinin yasaklanmasını reddetmiştir. Sanırım bunda da etkili olan, Alman Altın madenciliği lobisidir.

Uzun lafın kısası, altın değerlidir ama doğa daha değerlidir. Siyanürlü altın çıkarmaya hayır!!!

[1] https://pubs.usgs.gov/of/1995/ofr-95-0023/summit.htm
[2] https://www.wsws.org/en/articles/2000/03/png-m28.html
[3] https://gammathetaupsilon.org/the-geographical-bulletin/2000s/volume43-2/article3.pdf
[4] https://www.rferl.org/a/1088758.html
[5] https://reliefweb.int/report/hungary/baia-mare-gold-mine-cyanide-spill-causes-impacts-and-liability
[6] https://www.edie.net/news/0/Australian-mining-firm-knowingly-pollutes-in-Papua-New-Guinea/3115/
[7] https://www.mining.com/mexican-environment-officials-visit-mine-following-cyanide-spill/

The following two tabs change content below.

Yasin Talaşçı

Dil bilgisi ve imlâya tepki olarak doğdu. Yazdıklarını düzeltsin diye eleman bile aldık. Aslen malzeme bilimci olsa da arkadaşları ona ortamlarda “hırdavatçısın” diyor.

Yazar: Yasin Talaşçı (tümünü gör)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.