Yapay zeka işinizi çalacak mı?

Dey Terk Er Jerbs!

(Gorsel: https://www.technologyreview.com/s/538401/who-will-own-the-robots)

Selam BNGL okurları! Bir fizikçi olarak, sosyal konularda gevezelik edeceğim bu yazıda. Aramızda bir sosyal bilimci var (Firuze Şenbilim) ve bu konuda kendisi ile bir konuşmamız geçmişti. Şu anda evde 38 derece ateş ve iflas etmiş ses telleri yüzünden Tom Waits-Ajdar arası bir ses tonuna sahip bir şekilde bıkkın otururken önceden başladığım bu yazıyı bitiresim geldi. Bakalım kıvırabilecek miyim…

Endüstri devrimi ve sonra da dijital devrim sayesinde birçok işi artık otomatik olarak, hatta el yapımından daha güzel ve daha hassas olarak yapabiliyoruz. Bilgiyi daha kısa sürede ulaştırabiliyoruz. Üç yüzyıl önce bir kitap imal etmek günler süren bir işken şu anda aynı sayfa sayısında bir belge yazdırmak dakikalar alıyor ve bu işi yapması için başka birine ihtiyaç bile yok. Üç yüzyıl önce bırakın başka kıtayı, komşu şehirdeki sevdiceğinize kendisini sevdiğinizi söylemek çok külfetliyken, şu anda Plüton yörüngesini geçmiş olan New Horizons’ın gönderdiği Plüton fotoğraflarına elimde kahve, üzerimde uygunsuz bir kıyafet varken (diz vermiş pijama, pofuduk tavşan terliklerim ve pamuklaşmış Iron Maiden tişörtü) Twitter’dan bakabiliyorum. İki yüzyıl önce demiryolları ile zamanın en zengin insanlarından biri olabiliyorken (Vanderbilt) şu anda bu iş büyük oranda otomatikleşmiş durumda. 1950’lerde büyük çapta hesap yapması için işe alınan grupların görevini, şu anda bir mağazadan alabileceğiniz bir bilgisayarda kısa ve temel bir programlama eğitimi sonrası tek başına yapmak mümkün.

Beceri ve kas gücüne dayanan “mavi yaka” işler, otomatikleşme nedeniyle yara alan ilk işler oluyor. Eskiden çok revaçta olan, şimdi ise kaybolmuş işlerden bazıları: Demiryollarına kütük taşıyıcılığı (çok riskli bir iş olduğundan maaşı fazlaydı), sokak lambacılığı, telefon operatörlüğü, yazıcılık (gazete, belge yazmak için tutulmuş insanlar), sütçülük, uyandırıcılık (sokak sokak gezip camlara tıklatan insanlar).

Şu aralar, araç sürmenin yakın gelecekte otomatikleşmesi ile, tır şoförlüğü gibi uzun mesafe sürücülüğün kaybolacağı konuşuluyor. Kişisel bir deneyim olarak, bazı şoför tanıdıklarımın bilgisayar sektörüne girmek için çalıştığını ve kendisini geliştirdiğini birinci elden söyleyebilirim. Tayvan’ın en büyük elektronik fabrikası Foxconn, işçileri çıkarıp yerine büyük oranda robot kullanmayı planlıyor. Yani, çok spesifik bir iş değilse, makineleri kontrol etmek, işçi almaktan daha ucuz olduğundan çoğu iş yakın zamanda kaçınılmaz olarak otomatikleşecek. Ama elli yıl içinde, ama yüz yıl içinde olacak, ama olacak. Bu nasıl bir değişim getirebilir?

Bu konunun çok büyük kapsamlı olduğunun ve Facebook’ta bir postta tartışılıp bitmeyeceğinin farkındayım. Bir kaç doktora tezi çıkacak konu herhalde bu (düzgün araştırıp yazarsam ikinci doktora verirler mi nan? Havadan böyle, CV’de iyi dursun). Yazının amacı daha çok düşüncelerimi paylaşmak.

Endüstri devriminden beri daha fazla işçi, daha fazla üretim ve daha fazla kazanç demek. İşçileri yalnızca çalıştırmak yetmiyor, işçileri verimli ve insancıl şekilde çalıştırmak lazım. Sırf bu amaçla, sadece işçileri eğitmek amacıyla okullar kuruldu, işçileri yönetmek için ayrı fakülteler çıktı, işçileri daha rahat ve sağlıklı çalıştırmak için kocaman sektör yaratıldı. 19. yüzyılda başlayan işçi hareketleri bu haklar için mücadele etti ve bu hareketlerden çekinen “işveren” kesim işçilere daha fazla hak vermek zorunda kaldı. Mesela sırf işçi hareketini bastırmak için Otto van Bismarck Prusya’da emeklilik kavramını çıkardı, işçileri sigortalattı.

Ancak artık üretim için gereken insan sayısı azalıyor. Kapitalizmin motivasyonlarından biri olan “daha fazla çalışırsan daha zengin olursun,” artık pek geçerli olmamaya başladı çünkü eğer yapılan iş otomatikleşebiliyorsa ekonominin dışında olma tehlikesi var. Tamamen ekonomiye dayanan bir sistemde (mesela temelde, devleti olan bir şirket diyebileceğimiz Amerika Birleşik Devletleri) bu, birçok temel haktan mahrum kalmak anlamına geliyor. Hep küçük devleti savunan Ronald Reagan’ın şu andaki duruma karşı ne diyeceğini merak ettim. Reagan’ı ilah edinmiş Cumhuriyetçilerin, Reagan’ın devamı diyebileceğimiz bazı politikaları artık gerçeklikten uzaklaşmış durumda.

Üretimin otomatikleşmesi, başka bir sorunu daha beraberinde getiriyor. Üretime katılmak için öncesinde bir eğitim alıyorsunuz. Üniversite okuyorsunuz (eğitim almanın tek amacı üretime katılmak değil tabi), meslek lisesinde okuyorsunuz, ek sertifikalar alıyorsunuz, staj yapıyorsunuz, belki yüksek lisans/doktora yapıyorsunuz. Yapay zekânın gelişmesi ve az emek gerektiren işlerin otomatikleşmesi ile beraber, üretime katılmak için gereken eğitim seviyesi çok fazla olacak. Bu sebeple aldığınız eğitimin çok çok daha kaliteli olması gerekecek. Şu anda zaten yeterince zor ulaşılan eğitim, çok daha zor ulaşılan bir şey olacak. Geride kalan eğitim alamayanlar ne olacak? Tabi ki eğitim bir hak, ancak yüksek lisans/doktora düzeyinde bir eğitiminiz yoksa (diploma gerekli değil, bu seviyede bir eğitiminiz veya uzmanlığınız yoksa) üretimde yeriniz yok gibi olacak. Herkesten de doktora yapması beklenemez sonuçta. Bu da, eğitimli insan ile eğitimsiz insan arasında çok büyük bir fark yaratacak. Şu anda zor şartlarda doğan azimli ve yetenekli bir çocuk, zor olsa da iyi bir eğitim alabilir. Üretimin çok küçük bir zümre tarafından yapıldığı bu sistemde ise eğitimsiz ailede doğan bir çocuk hep eğitimsiz kalacak ve inanılmaz bir eşitsizlik olacak. Elimizde bu varken idiocracy daha da anlam kazanacak.

Asıl sorun ise şu: Üretim yapabilen bu küçük azınlık inanılmaz derecede zengin olacak ve şu anda zaten çok fazla olan gelir eşitsizliği daha da artacak. Bu haliyle ise sürdürülemez bir sistem bu. Çünkü ekonomide en azından birilerinin para sahibi olup o parayı harcaması gerekiyor. Bu üretimin dışında kalan insanlara temel geçim verilmezse zengin olmak, para kazanmak gibi kavramlar anlamsız olacak çünkü bildiğimiz anlamda ekonomi diye bir şey olmayacak! “Çalışmazsan para kazanamazsın” fikri bu otomatikleşen üretimde saçma bir kavram olacak. Paradan ziyade, kaynakları elde tutmak daha önemli olacak. Bunun farkına varan, aradaki kırılan güveni tekrar kurmak için kapsayıcı kapitalizm (inclusive capitalism) gibi, temel olarak “sus payı” verilmesini hedefleyen bazı organizasyonlar var, temel olarak “temel gelir” verilmesi savunuluyor. Temel gelir (basic/universal income) Kanada’da (Manitoba), Namibya, Brezilya, Hindistan’da pilot bolgelerde test edilmis ve aslinda iyi sonuc alinmis. Kanada-Ontario’da gelecek sene temel gelir tekrar denenecek.

Daha fazla uzatmak istemiyorum. Her yerde popülistlerin kazanması hakkında çok yazılar çıktı, fakat ben Mark Blyth’in (Brown University, Watson Institute) yorumunu mantıklı buluyorum: “Brexit, Trump; temel olarak 80’lerin neoliberalizminin çöküşü.” 80’lerden sonra küreselleşme sayesinde daha fazla iş, daha fazla gelir vaat edilmişti— ki Dünya genelinde ekonomiler gelişti. Fakat bu büyüyen ekonomiler, popülasyonun çok küçük bir bölümünün gelirini çok fazla arttırdı. 30 yıldır gelirinin artmadığını gören insanlar da diğer kesimin (tek başına önemli bir sorun olmasına rağmen) “identity politics”ten daha somut bir şey sunamaması karşısında, bir “intikam” amacı ile Brexit’i, Trump’ı gerçekleştirdi. İşler otomatikleşebilir, hatta bu belki güzel bir şey de olabilir. Ama gelir dağılımı adil bir şekilde yapılmazsa küçük bir zümre dışında temel olarak kimse -hiç bir- hakka sahip olmayacak. Şimdiki dehşet verici gelir eşitsizliğini ve 2008 krizini neoliberalizme itelersek pek yanlış olmaz herhalde. Bu eşitsizlik yüzünden şu andaki karmaşık durumda iken, yukarıda çizdiğim karamsar tablo karşısında ne olacağını tahmin etmek istemiyorum.

Neoliberalizmi şu abi balonla çok güzel anlatmış (teşekkürler Firuze): https://vimeo.com/6803752

Inclusive Capitalism: http://www.inc-cap.com/

AI yarattigindan daha fazla is yok ediyor: http://www.economist.com/news/special-report/21700758-will-smarter-machines-cause-mass-unemployment-automation-and-anxiety

http://www.techrepublic.com/article/ai-is-destroying-more-jobs-than-it-creates-what-it-means-and-how-we-can-stop-it/

Konuyla alakali bilim kurgu kitap onerisi: R.U.R. (Karel Capek)

Kapak gorseli: http://thewonderderp.deviantart.com/art/DEY-TUK-OUR-JEERRBBBSSS-312513388

Bilgecan Dede

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir