Robotiğin Kısa Tarihi

Cumartesi sabah sabah ilginçli yazı okumak isteyenler için oturduk yazdık: Robotiğin kısa tarihi! Kahve mi çay mı tercih edersiniz bilemiyoruz ama, hangisiyse onu alın işte, anlatacaklarımız var.

Öncelikle, aranızda robotiğin 20 ve 21. yüzyıla ait olduğunu düşünenler olduğunu görüyorum. Yanılıyorsunuz kardeşlerim, hepinizi kandırmışlar! Bi’ kere bütün mitolojilerde “golem” diye bir öge bulunmakta. Bu golemlerin hepsi robot. Mekanik olmasalar da robotlar, evet. Dünyayı algılama, karar verme ve verdikleri kararı önceden belirlenmiş bir amaç doğrultusunda uygulamaya dökme yetisine sahip yapay (eşeyli/eşeysiz üreme vasıtasıyla oluşmamış) varlıklar bunlar. Tam olarak robotun tanımı da bu zaten.

 

Archytas’ın güvercini

Neyse, mitoloji masallardan ibarettir varsayımında bulunabiliriz. Bu yüzden mitolojiyi tarihe dahil etmek çok da doğru olmayabilir. Tarihsel olarak ilk robotu ise M.Ö. 350’de Tarantolu Archytas (Tarantino ile bi’ bağı yokmuş) yapmış. Adına da “Güvercin” demiş. İlk otonom makine olmanın yanı sıra uçabilen ilk makine de olan Güvercin’in çalışma prensibi de buhar basıncının kuş şeklinde, içi boş, ahşap, kanatlı bir mekanizmaya haddinden fazla basınç uygulamasına dayanıyor. Mekanizma belirli bir basınç seviyesi geçildiğinde havalanıp yüzlerce metre uçabiliyormuş. Çok ilkel bir sistem olsa dahi, kendi kendine yüzlerce metre uçabilen bir basit makine, Antik Yunan döneminin çok ötesinde kalıyor.

Leonardo’nun mekanik şövalyesi ve çizimleri

Tarihteki pek çok sanat ve bilim dalı gibi, robotik de Antik Yunan döneminden sonraki en büyük gelişimini Rönesans’ta yaşıyor. On beşinci yüzyıla kadar dişimizi sıkacak olursak görüyoruz ki, robotik bilimi de Rönesansın çılgın mucidi Leonardo Da Vinci’den nasibini alan pek çok bilim dalı arasında yerini alıyor. “Leonardo’nun mekanik şövalyesi” kendi kendine ayakta durabilen, oturabilen, miğferinin siperliğini açıp kapatabilen, kollarını birbirinden bağımsız oynatabilen, yani günümüzde bile pek çok insansı robotun yapamadıklarını yapabilen, tamamen makaralara dayalı mekanik bir sistem imiş. Fiziksel yapı olarak da Vitruvius Adamı’na dayandığından ötürü, hâlâ daha pek çok otorite tarafından anatomik olarak en doğru robotlardan biri olarak addedilmekte.

“Robot” kelimesinin ilk kullanımı ise 1921 yılında gerçekleşiyor. Karel Capek isimli Çek bi oyun yazarı, kelimeyi 1921 yılında yazdığı ve 1927 yılında Türkçeye “Alemşumul Suni Adamlar Fabrikası” olarak çevrilen Rossum’s Universal Robots isimli oyununda “mekanik işçi” anlamında kullanıyor. Çek dilinde “zorunlu iş” anlamına gelen “robota” kelimesinden türetilen “robot”, yaygın kullanıma bilim-kurgu edebiyatı sayesinde giriyor anlayacağınız.

Bilim-kurgu edebiyatının robotik bilimine bir diğer büyük etkisi ise, elbette ki üstad Isaac Asimov sayesinde gerçekleşiyor. “Süper Bilim Öyküleri” dergisine kısa hikayeler yazarak edebiyat hayatına başlayan Asimov, “Robotik” teriminin de isim babası oluyor. Asimov’un külliyatından gelen ve ilk kez 1942 tarihli “Runaround” isimli kısa hikayede bahsi geçen “üç robot yasası”, günümüz robotik bilimini de hâlâ etkilemekte:

“Ben, Robot”un ilk kapağı

KURAL 1: Bir robot bir insana zarar veremez veyahut bir insanın zarar görmesine seyirci kalamaz.
KURAL 2: Bir robot, birinci kuralla çelişmediği sürece, bir insanın komutlarına uymak zorundadır.
KURAL 3: Bir robot, birinci ve ikinci kuralla çelişmediği sürece kendisinin zarar görmesine izin veremez.

Asimov Baba, sonradan bunların başına bir de sıfırıncı kuralı eklemiş:

KURAL 0: Bir robot insanlığa zarar veremez veyahut insanlığın zarar görmesine seyirci kalamaz.

Şimdi bu kurallara baktığınızda, robotların dünyayı ele geçirmesi, insanlığı yok etmesi, robotların hepimizi öldürecek olması oldukça uzak geliyor olmalı. Asimov’un üç robot kuralına uymayan tek robot, yakın zamanda, tamamen geyik amaçlı olarak bir YouTube kanalı tarafından yapıldı ancak bu robota ait video da robotik bilimciler tarafından yöneltilen itirazlar üzerine kaldırtıldı. Videoda, insanın eline çekiç vurmaya yeltenen, kendini bilmez, kâfir bir robot gözükmekteydi.

Neyse, hazır 20. yüzyıla kadar gelmişken robotiğin katettiği diğer, daha büyük gelişmelere de hızlıca bir göz atalım:

1950 – Turing Testi, bir robotun düşünebilme kabiliyetini sınayan bir test olarak Alan Turing tarafından ortaya atıldı. Test, bir insanın, göremediği gönüllü başka bir insan ile bir robota/bilgisayara eş zamanlı olarak sorular yöneltip aldığı cevaplar üzerinden karşısındakilerden hangisinin robot olduğunu anlamaya çalışması üzerinden yürütülür. Eğer bu kişi, karşısındakilerden hangisinin robot olduğunu kesin bir şekilde belirtemezse, robotun düşünme kabiliyeti olduğu söylenebilir. Turing testi ilk kez 2014 yılının Haziran ayında 13 yaşında bir genç adam olduğunu iddia eden Eugene isimli bir robot tarafından geçildi.

1961 – İlk robotik şirketi Unimation’ın yaptığı, Unimate isimli endüstriyel robot, General Motors’un seri üretim hattında kullanılmaya başlandı.

1965 – MIT’den Joseph Weizenbaum ELIZA ismini verdiği ilk sohbet botunu yaptı. Başlangıçta herhangi bir konuda sohbet edilebilen ELIZA, sonraları bir psikoterapistin konuşmalarını simüle edecek şekilde yeniden programlandı. İnternetin ARPANET olduğu zamanlarda kullanıcıların sıkça oynadığı bir oyuncak olduğu söyleniyor. Biz o zamanları göremedik. 🙁

İlk altı serbestlik dereceli endüstriyel robot Famulus.

1973 – İlk altı serbestlik dereceli robot Famulus, KUKA tarafından yapıldı.

1975 – Programlanabilir ilk endüstriyel robot PUMA (Programmable Universal Manipulation Arm), Unimation tarafından yapıldı.

1977 – Star Wars yayınlandı. İnsanlar R2-D2 ve C-3PO ile tanıştı.

1981 – Takeo Kanade, eklemlerinde motorlar olan ilk robot kolunu yaptı. Eklemlerdeki bu motorlar robot kolunun daha hızlı ve daha hassas hareket edebilmesini sağladı.

1984 – Terminatör filminde robotlar dünyayı ilk kez ele geçirdi. :)))))))

1986 – Honda, robotik araştırma programını başlattı.

1993 – Carnegie Mellon Üniversitesi tarafından yapılan sekiz bacaklı robot Dante, Antarktika’da bulunan Erebrus dağına gönderildi. Görevin amacı, daha sonra Dante’nin diğer gezegenlerde karşılaşılabilecek zorlu ortamlarda başarılı olup olamayacağını görmekti. Dante’yi tutan ipler görev esnasında kopunca, Dante düştü ve tekrar kullanılamaz hâle geldi.

1994 – Dante II yapıldı ve Alaska’daki Spurr yanardağına gönderildi. Görevinde başarılı oldu.

1997 – Robotik araç Sojourner, Pathfinder görevi kapsamında Mars’a gönderildi.

1998 – Hepimizin bildiği ve sevdiği “Furby”, Tiger Electronics tarafından üretildi. Muhtemelen hatırlarsınız ama, Furby’nin 800’den fazla tabiri öğrenme, aklında tutma ve kullanma yetisi vardı. Yine aynı yıl LEGO, ilk robotik eğitim seti Mindstorms’u piyasaya sürdü.

1999 – Sony, robotik evcil hayvan AIBO’yu çıkardı. Ayrıca Matrix filminde robotlar dünyayı bir kez daha ele geçirdi. :))))))))))

Dünden bugüne Asimo

2000 – Honda, ASIMO’yu yarattı. Intuitive Cerrahi isimli şirket tarafından üretilen Da Vinci isimli cerrahi robot, yaygın kullanıma geçti.

2001 – Dr. John Adler’ın, hastaları röntgen ışınlarına tabii tutan ve bir tümör bulması durumunda o bölgeye yeter dozda radyasyon yayan CyberKnife robotu tümör tedavisinde kullanılmaya başlandı.

Son 15 yılda robotik alanındaki büyük gelişmeleri ise yazmaya kalksak, yazının ortalarında sıkılıp kalkmamış olanlarınız da “eeh eytere beah” diyerek sayfamızı terk eder. Dolayısıyla bu noktada durmak en mantıklısı olacak. Yalnızca artık robotların gerçekten hayatımızın her alanında olduğunu unutmayın. Bu yazıyı da bi’ robota yazdırdık örneğin. Şaka şaka, ben yazdım ben! Ben büyüğüm! Yaşar Usta!

The following two tabs change content below.

Miles Dyson

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

19Shares